2009 BAYRAMİÇ ETKİNLİĞİNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE
BAYRAMIÇ KÖYÜ İNTERNET SİTESİ

 

ŞEYH ŞAMİL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ekim 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

 
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Arşiv > Ekim 2008
Arşiv > Ekim 2008
Abaza AHMET'in Eşi,Arif,Mahmut,Recep,Nursel ve Erdinç HAVUÇ'un Anneleri, Fikriye ŞENOL, Habibe BAYRAM, Hayriye KAPLAN ve Hüsniye ŞENYÜZ'ün Ablaları olan GÜLSER HAVUÇ Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Bayramiç Köyü'nde 27 10 2008 Pazartesi öğle namazına müteakip defnedilecektir. Allah rahmet eylesin. Acılı ailesinin başı sağolsun.
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (4) | 26 Ekim 2008 | VEFAT HABERLERİ
Sekerekten gitmek. Sekişin bir adabı maşereti vardır. Sekiş müzik ritmiyle olursa daha anlamlı olur. Sekiş apayrı bir olaydır. Düzgün yürünebilir lakin seke seke herkes gidemez ve herkese de yakışmaz zaten. Türkülerde söylenen kekliğin sekişidir. Kekliği avcılar çok severler. Kekliğin düz ovada avlanmasının ve de sekmesinin nedenleri arasındadır. Sekmek nasıl olur. Bir düz adım, nihayetindeki adıma basarken basmadan geçiştirmek desek doğrumudur acaba...
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 25 Ekim 2008 | DENEME YAZILARI
Nasıl öldüğümün hiçbir anlamı ve önemi yok benim için. Var oldum ve de yok olacağım bir gün. Bundan kaçış yok adım gibi biliyorum. O zaman bu yazıyı neden kaleme alıyorum. Önemli olduğu için değil. Zaman zaman aklıma geliyor, yazayım diyorum, atlıyorum ama bu sefer yazmaya karar verdim yoksa içime dert olacak...
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (1) | 25 Ekim 2008 | DENEME YAZILARI
08 11 2008 CUMARTESİ


akşamı Mezenef


Kafede buluşalım


derim.
Ne dersiniz ?


Herkesi bekliyorum.




Tavuklu Pilav Yeterlimi ?



Ergün GÜLDAL

sitenin kapalı olması nedeniyle mesajımız gerektiği gibi herkese ulaşamamış olduğu için 7 gün ertelenmiştir. 01 11 2008 tarihini 08 11 2008 tarihinle değiştirilmiştir. Bilgilerinize sunulur.
 
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 23 Ekim 2008 | HABERLER

    Derdi ki BMC Austin şimdi takviyeye taktık ağır ağır çıkacağız kahvenin merdivenlerini. Kaspelet Hasan Eniştemin kahvesinde ki merdivenler hem dik, hem de adım atarken de yüksekti. Yaşar dayı yaşı ve kilosu itibariyle ve de ayaklarının çekmemesi onu bu tür yerlerde zorluyordu. Onu net olarak İstanbul’da o koca gövdesiyle bembeyaz jilet gibi ütülü gömleğiyle birlikte takım elbisesi, ayakkabılarının yeni, temiz ve fiyakalılığıyla tırım tırım oluşunu hep hatırlarım. Bir iş takibi için Ankara’ya gitmiş ve dönüşte de İstanbul’ada uğramıştı. Ne vardı İstanbul’da onu hatırlamıyorum.

     Sonraları büyüdük, daha iyi gözlemleyebiliyordum kendisini. Hakkında da çok şeyler dinlemiştim. Gençlik yıllarım da Niyazi GÜNGÖR amca İstanbul’da Mehmet Öğretmen fabrikasından emekli olunca köye yerleşti. O zaman da Yaşar dayı Niyazi amcanın evinden çıkmış dedemin bahçesindeki diğer evde tek oda da kalmaya başlamıştı. O dönemler de dedemle olan muhabbetlerini hep dinledim. Yaptığım yanlışlıksa anlattıklarını kayıt etmedim. Hep bekar yaşadı.Onun için annesinden çok iyi bir şekilde yemek yapmayı öğrenmiş. Bazen kaçamağı kendisi yapar, bizde afiyetle yerdik. Kendine ev yaptı ama tam tamına oturmak nasip olmadı. İyice yaşlanınca Darıca köyüne gitti. Orada ona Nurcuhan’ın gelini köyümüzün kızı rahmetli Semiha (KARAHAN) DEMİRHAN baktı. Kendisinden Allah razı olsun ve Yaşar dayı orada vefat etti. Rahmetli köyümüzden gittikten sonra yanına hiç gidemedim. Şartlar elvermedi hatta hala daha mezarını bile ziyaret edemedim. Vefasızlığın bu kadarı da denilebilir.

   Yaşar dayı Muhtarlığı sırasında çok ilginç olaylar olmuş. Tam olarak bunları not alıp yazıya dökmek gerekiyor. Her gelen devlet görevlisine koyun kestiği söyleniyor. Onun anılarını aktaran olursa yayınlarız İnşallah. Ben şu anda bir anımı yazıyorum.

      Çocuğuz, gençler bağlara doğru yönelince bizde onların peşine takıldık. Biz de gençlerin etrafın da fırdalay dönüp, koşup oynuyoruz. Daha sonra bağlardan dikmen tepeye doğru yöneldiler. Yok yok ama herkes orada, bayram olsa gerek. En yaşlı olan kişi de Tahrako Yaşar dayıydı. Herkes konuşsa da Muhabbet Yaşar dayının etrafında dönüyordu. Arada bir Doğancı köyünün  lafı da geçiyordu. Neyse Dikmen tepeye ulaştık. Kalabalık yavaş yavaş istikametini Doğancı köyü yönüne doğru çevirmişti. Kakara, kikiri bir güzel makara yapılıyor, Muhabbet koyulaştıkça yol üzerinde duruluyor ve molalarda uzuyordu.Yalnız gençlerin kaşenlik hususunda Yaşar dayıyla sohbet ederlerken gençler onu Ti’ye alışlarını, semerkov’ luklarını çok ustaca bir şekilde geçiştirmesini beceriyordu. Hiçbir lafında altında kalmıyordu. Yaşlı olan dayım gerçekten kurt bir politikacıydı. Oda kendine göre edep ve adabınla gençlerle semerkov’ laşıyordu. Hemde bugünün çok usta talk show’cularını cebinden çıkarırcasına.  Neyse biz çocuklar koşarak mezarlığı geçtik köye neredeyse gireceğiz ama baktık gençler yani ağabeylerimiz gelmiyor. Yine koşarak geriye dönüp onların yanına geldik. Tahrako Yaşar dayıyla gençler inatlaşıp duruyorlar. Hatırladığım kadarıyla muhabbette kaşeninin yanına gidersin gidemezsin diyerek konu bunun üzerine geçiyordu. Hani atıyordun tutuyordun işte geldik, görelim seni dedilerse de çok uyanıkça, çok ustaca cevaplar vererek sorulan soruları savuşturuyordu. O arada da Tahrako yaşar dayı Oooh diyor işte ne güzel bir hava deyip derin derin nefes alıp veriyordu, ne güzel bir hava diyor ve de işte bu bana yetiyor diyordu.

    Çok kızmıştım, köyü göremeden geri döndük diye. Gerçi köye girseydik ne bulacaktık onu da bilemiyorum. Yaşar dayı geri dönünce gençlerde geri döndü. Büyüyünce bu yolculuğumuzun muhabbetini benden on yaş büyük ağabeylerimizden hep dinledim. Ona Doğancının Havasını teneffüs etmek yetiyormuş. O havayı teneffüs ederken aklından kim bilir neler geçiriyordu. Ne hayaller kuruyordu, benim bunu anlamamsa elbette ki mümkün değil.Ergün GÜLDAL

www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 23 Ekim 2008 | YAŞANMIŞ HİKAYELER

Abdurrahman dayı bunu senin için anlatacağım. Hep yiyeceklerden bahsediyorsun dediğin için. Kafkas Vakfın’da bir etkinliğe gitmiştik. Ne olduğunu hatırlamıyorum. Benim arabamda doluydu, Vahdetin arabası da doluydu.

    Konuşmalar yapıldımıydı hatırlamıyorum. Hatırladığım sadecene metazlardı. Ben bir anda bana verilen tabaktaki metazları bitirdim. Beni bir tabak kesmemişti. Aç gözlülüğüm tutmuştu. Vahdet’te yanımda ağır ağır yiyor ve etrafı da kolaçan ediyordu. Benim aklıma hemen hinlik geldi. Vahdet bak kapıdan kim geliyor dedim ve bir tane metazı çatallayıp ağzıma attım. Vahdet kapıya doğru baktı ama gelen kişiyi tanıyamadı. Kim ki O diye sordu ? Bende tanımadığım için bir şey diyemedim. Birbirimize anlamsız anlamsız bakıştık. Lakin bu metaz parçası da beni kesmemişti. Aynı oyunu ikinciye yapmaya kalkışınca suçüstü yakalandım. Yakalansam da metazı ağzıma attım. Vahdet açtı ağzını yumdu gözünü başladı avaz avaz bana bağırarak fırça atmaya başladı. O arada da iki hanım kız arka masalarda metaz dağıtmışlar bizim önümüzden geçerek mutfağa doğru gidiyorlar. Bizim dalaşmamız karşısında ne diyeceklerini bilemeden öylece ne bakıyorlar. Sonra hafifçene bize doğru yaklaşıp isterseniz daha var verebiliriz dediler. İşte benim fırça yeme seansımdan kurtulurum diyerek bak varmış dedimse de vahdet beni dinlemedi ve diyeceklerini söylemek den vazgeçmeyip içini iyice döktü. Benim suçluluk duygusuyla biraz kızarmama rağmen yüzsüzlüğüme sinirlenmişti haklı olarak. Sonradan metaz’lar geldiyse de vahdet almadı. Tabağında kalanlarla yetindi. Bense ikinci tabağı bitirdim. Üçüncü tabağı bitirdim. Dördüncü tabak da zorlansam da onu da bitirdim. Eşim Leylâ artık yalvarmaya başladı. Yeme artık bir şey olacak deyip durduysa da  ben afiyetle bitirdim.

    Bitirdim ama başladım boncuk boncuk terlemeye. Kendimi Vakfın o güzel bahçesine attım. Terlemeyle sıkıntı başladı. Vakfın idari bölümüne çıkan merdivenlerden inip çıkmaya başladım. Ne yaptıysam da nafile. Şaban KUYUMCU benimle bayağı dalga geçtiydi. Çalarmısın Vahdet’in metazlarını diye. O zamandır, bu zamandır artık hamur işlerinden uzak durmaya çalışıyorum. Yediğim metazlar gerçekten beni bayağı korkutmuştu. Çekilen sıkıntılar gerçekten insanı ürkütüyor. Uzak duruşumun nedeni kendimi tutamayışımdan kaynaklanıyor. Herhangi bir yerde hamur işi gördüm mü onu görmemezlikten gelmeye çalışıyorum. Kendime göre iyi bir ders almıştım. Onun için de uzak durmaya karar verdim. İnşallah bu kararıma ileriki yıllarda da harfiyen uyarım. Yoksa canıma kastetmiş olacağım. Çünkü hamur işini az buz değil fazlasıyla seviyorum.            Ergün GÜLDAL
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (2) | 22 Ekim 2008 | DENEME YAZILARI


18.10.2008 16:53

Bu iddia çok konuşulur.. Abdüllatif Şener ne demek istedi? Toparlamaya çalıştıysa da sözleri çok tartışılacak.

AK Parti ile yollarını ayıran ve yeni parti için kolları sıvayan Abdüllatif Şener'i partiden Ahmet Hakan mı koparttı?

Bu ilginç detayı Yeni Şafak'tan Bekir Hazar duyurdu. Şener ağzından mı kaçırdı, itiraf mı ettiği kesin değil. Ancak spekülasyonlara meydan verdiği kesin.

Bekir Hazar, bu olayı köşesinde anlattı;

'(...)Abdüllatif Şener önceki gece Abbas Güçlü'nün programında ilginç açıklamalar yaptı. 'Ahmet Hakan Coşkun ayrıl dedi hükümetten. Ayrıldım' gibi laflar söyledi.

O anda diğer konuklar hücum etti 'Nee sen Ahmet Hakan ayrıl dedi diye mi ayrıldın' şeklinde.. Şener 'böyle demedim' diye yırtınsa da, öyle dedi şeklinde yansıdı ekrana...

Yoksa ağzından kaçırdı da pişman mı oldu bilmiyorum.'


Kaynak: internethaber


Abdullatif Şener önceki gece Abbas Güçlü'nün programında ilginç açıklamalar yaptı. “A.Hakan Coşkun ayrıl dedi hükümetten. Ayrıldım” gibi laflar söyledi. O anda diğer konuklar hücum etti “Nee sen Ahmet Hakan ayrıl dedi diye mi ayrıldın” şeklinde.. Şener böyle demedim diye yırtınsa da, öyle dedi şeklinde yansıdı ekrana... Yoksa ağzından kaçırdı da pişman mı oldu bilmiyorum.
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (4) | 22 Ekim 2008 | HABERLER
Güzel bir yaz günü Memlekete gitmiş geziniyoruz. 64 Model kırmızı Wolsvagen’le Bayramiç köyüne girdik...
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (1) | 17 Ekim 2008 | YAŞANMIŞ GERÇEKLER
19.10.2008 Pazar Günü öğle namazına müteakip Mecidiyeköy KONYALI CAMİİ'nde Mevlüt okutulacaktır. Herkes davetlidir.
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 16 Ekim 2008 | MEVLÜT HABERLERİ
Çiğ çiğ diyemiyeceğim. lakin ben de bir heyecan, bir koşuşturma, dedemin evinin bahçesinde fıldır fıldır koşuşup duruyoruz, yerlere atlıyor...
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 15 Ekim 2008 | DENEME YAZILARI

Rahmetli Arap Tevfik'in eşi, Rahmetli Sezai, Zeki, Yılmaz ve Sebahattin(Hulisi) ÖZDEMİR'lerin Annesi Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Bugün 14.10.2008 Salı İkindi namazına müteakip Bayramiç köyü mezarlığına defnedilecektir. Merhuma rahmet geride kalanlarada Allah'tan sabır niyaz ederiz. Yakınlarının Başları sağolsun.

www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (5) | 14 Ekim 2008 | VEFAT HABERLERİ
Teşekkürler Kardeşlerim
BAYRAMIÇ KÖYÜ İNTERNET SİTESİ'ini Kuran Kardeşlerime Selam Olsun Güzel Köyünüzü gelip göremedim ama Fotoraflarını görmek beni mutlu etti, en içten Sevgi dolu Saygılarımla. www.baliklidere.com / bu da benim köyüm Balıklıdere 'nin sitesi. Saygılarımla,

Naim Sav (naimsav_baliklidere@hotmail.com)
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (1) | 13 Ekim 2008 | SİTE HAKKINDA

       26 Eylül 2008 tarihi itibariyle Gönen'deki Hemşehrilerimiz
       tarafından "Mahmut Bayram Kültür ve Dayanışma Derneği"
       adıyla bir dernek kurulmuş bulunmaktadır. Derneğin amacı:
              a. Gönen'in yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden bir olan
       Mahmut BAYRAM Hoca'nın adını yaşatmak; Onun manevi
       şahsında hemşehrilerimiz arasında birlik, beraberlik ve her
       türlü yardımlaşmayı sağlamak.
              b. Hemşehrilerimiz arasında sosyal ve kültürel dayanış-
       mayı güçlendirmek.
              c. Temin edilecek maddi imkanlarla "Mahmut BAYRAM"
       adını taşıyan Kültür Merkezinin yapımını sağlamak, yaşatıl-
       ması için çalışmak, bu hususta yapılacak sosyal ve kültürel
       faaliyetlerin giderlerini karşılamaktır.
              DERNEĞİN KURUCULARI:
              1- Hamit KAYABEY
              2- Abdurrahman KURAL
              3- Hayrullah SEVER
              4- Varol SAMSUN
              5- Erdem KUYMCU
              6- Nurettin KULBAY
              7- Turhan ACAR
               Kuruluşu tamamlanan ve resmi faaliyete geçen Mahmut
         Bayram Kültür ve Dayanışma Derneği'ne başarılar dileriz.
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (9) | 13 Ekim 2008 | BAYRAMİÇ KÖYÜ
"Dostum öldü, bastonunu kaybetmiş bir kötürüm gibi kaldım ortada… Bugün yedinci gün… Araya giren bayram, eş dost ziyaretleri olmasa bu yedi gün çok hırpalardı beni. Bayram ziyareti ile taziye birbirine karıştı. Alışmadıysam da susup kabullendim sonunda. Doğumu bize sormayan Tanrım ölümü de nâgâh veriyor.



“ne var kendine dert edecek,

bir gün gelecek can bedenden gidecek,

zümrüt çayır üstünde sür iki gün sefa

yine bir gün gelecek can, can bedenden gidecek…”




Hayyam’a ait bir şiirin bu beceriksiz çevirisi onun hayat düsturuydu. Dert etmedi hakikaten kendisine hiçbir şeyi. Ne parçalanmış bir ailede gözlerini açmış olmak, ne ana baba sevgisine doymamış olmak, ne mahvolmuş bir halkın çocuğu olmak ne de tutunduğu her dalın elinde kalmasını umursamıyordu. Alabildiğine ayıp bir Çerkesçe küfürle yorumluyordu hayatı. Mutlu olmak için o kadar kolay sebep buluyordu ki, hayrandım ondaki yaşam tutkusuna.

Dala çiçeğe, kuşa böceğe hayranlıkla bakıyordu. Büyük bir zevkle yemek yiyor, çorbasının üzerine erimiş tereyağı döküyordu. Benim bile midemi bulandıran ahir zaman melodilerini gözlerini kapayıp başını iki yana sallayarak dinliyordu. Her tavla maçında hile yapıyor, maç seyrederken küfür ediyor, haber izlerken hayıflanıyordu.

Doksana merdiven dayamıştı, yaşını kesin olarak kendisi de bilmiyordu. İyimser bir ihtimalle elli yaş büyüktü benden fakat en iyi dostumdu. Bacakları onu yirmi adım taşımıyordu ama gönlü daldan dala uçuyordu. Muradı vardı, balığa gidecektik birlikte, tatlı bir yaz esintisi kayığımızı beşik gibi sallarken biz gözlerimizi kapatıp “ölürsem yazıktır sana kanmadan !” şarkısını söyleyecektik.

Bombay’a gidecektik birlikte. Hinduların sarıklarına gülecektik. 11 Ekimde sünnet düğünü yapacaktık benim oğlancığa. Çerkes kostümü giyip son kez dans edecekti.

Babaydı, arkadaştı, dosttu, komşuydu, dert ortağımdı. Ne çok hatıra bıraktı bana, ne çok şarkı, ne çok şiir, ne çok atasözü… belki bunları bana aktarması için yazgı onu karşıma çıkarmıştı. Bildiklerini hiç gocunmadan, rahatsız olmadan alabilecek tek kişiydim ben.

Dört yıl önce karşılaşmıştık İstanbul’da. Otuz yaşındaki bir gencin eskiye dair bunca malumat sahibi olması onu şaşırtmıştı. Hayretler içinde kalıyordu hafızam karşısında. Ben de onun hafızasına, yaşam tutkusuna, hiç eksilmeyen öğrenme azmine hayrandım. Bir kez tanıştığı kişinin adını, mesleğini, memleketini bir daha unutmuyordu. Gönlü gibi zihni de bir yaşlıya ait değildi.

Dünyanın dört bir yanında farklı adlarla anmışlardı onu. Anneannesinin Hakkum’u, babasının Çetu’su idi. Araplar Abu Mahmud derdi, Hayfa limanında Abu Leyl adıyla bilinirdi. Kuneytra’da Çerkesçe dağ armudunun oğlu meşe palamudu anlamına gelen Hamişkont Abu El Perejiy olarak tanınırdı. Ben ise sevgili ateş böceğim derdim ona. Ziyarete gittiğim yaz akşamları parmaklarının arasında tuttuğu sigarasından yayılan ışıktan dolayı o adı vermiştim ona. Aksi ihtiyar derdim öfkelendiğimde, küsüp arkasını dönerdi.

Dün gelmişçesine Kafkasyalıydı. Şen bir çalıkuşu gibi cıvıl cıvıl Çerkesçe konuşurdu. Mecnun kadar çöllere aitti. Üm Gülsüm ile Abdülhalim El - Hafez’in hayranıydı. Gençliğinin en güzel yıllarını geçirmişti Filistin’de. Hayfa’da, Tel Aviv’de, Sur’da, Sayda’da ve Şam’da hatıraları vardı. iki yıl bir bedevi gibi dolaşmıştı çöllerde. Ehli keyf bir Hataylıydı. Patlıcan dolmasına, çiğ köfteye, acılı kısıra ve humusa tutkundu. Reyhanlı’da doğmuştu çünkü. Bir İstanbul beyefendisiydi aynı zamanda. Soyu sarayla akrabaydı. Türkiye’de “kadının adı var!” diyen ilk kadının yeğeniydi. Hem Rumeliliydi yaşlı dostum. Ömrünün elli yılını Rumelili eşiyle geçirmişti. Ömrünün son döneminde feleğin en büyük oyunuydu ona bu. Eşi elli yılın hatırasını unutmuş, sekiz on yaşından ötesini hatırlamayan, kocasını, çocuklarını tanımayan bir Aizheimer hastasıydı.

Tanıştık ve bir daha ayrılmadık. Yüzlerce kez tavla oynadık, yüzlerce kez helli Arap kahvesi içtik. İstanbul’u gezdik birlikte, yıllar sonra motora binip karşıya geçti, yirmi yıl önce çorba içtiği işkembeciyi sokak sokak aradık. Çamlıca’da mehtabı seyrettik, iskelede midye yedik, şarkılar söyledik birlikte, şarkılar söyledik, şarkılar söyledik.

Ben kasabama dönmek zorunda kalınca peşime takılıp yeni bir hayat kurmak üzere Silivri’ye geldi. Yeni insanlar tanıdı, yeni maceralara girdi, yeni sorunlar edindi. İki buçuk yıl benimle birlikte bu kasabada kaldıktan sonra Marmara Üniversitesi Hastanesinde gözlerini kapadı. Son gün son saat başındaydım. Eski bir dostunun oğlunu götürdüm ona. Gözleriyle memnuniyetini belli etti. Öleceğine inanmıyordum, yapacak o kadar çok işimiz vardı ki…

Ne zaman başladığını hatırlamadığı sigara yüzünden bitmişti ciğerleri. Son zamanlarda oksijen verilmesi de bir fayda sağlamaz olmuştu. yeleğinin, gömleğinin, ceketinin cebi sigara kırpıkları ile dolu idi. Vazgeçemiyordu bu illetten, ölümü göze alarak içiyordu.

29 Eylül gecesi ruhunu teslim etti meleklere. Kıtalar ötesinde yaşayan oğlu gelinceye dek beklettik cenazesini. Arefe günü cenazesini toprağa vermek üzere yola çıktık. Otobanlar, köprüler ücretsiz.

- Ah Hikmetçiğim, ah benim yaşlı dostum dedim ona. Bayılırdın avantaya bak işte sen gidiyorsun diye yollar köprüler ücretsiz bugün. Beni teselli eden o ki seni öte tarafta karşılayacak olan Ulu Allah’ım Karayolları idaresinden de Belediyeden de daha lütufkar. Sen gelince sonuna kadar açacaktır cennetin kapılarını… “ Hoş geldin Hikmet, hoş geldin ya Abu Leyl, ya Hamişkont Ebu El Perejiy, hoş geldin Hulusi’nin sevgili Ateşböceği… Lütuf ve keremimizin bir ifadesi olarak sen de sorgusuz sualsiz gir cennete.” Diyecektir.

Şimdi orada... Filistin’den, Kuneytra’dan, Reyhanlı’dan, Amerika’dan, Sudan’dan ve İstanbul’dan tanıdığı her biri kendisinden önce terk-i dünya eylemiş dostlarının arasında. Sevgili babası Bekir Yediç ve Annesi Lütfiye Huvaj’la birlikte. Kim bilir belki de Reyhanlı’nın eskilerinden Mecit’le kafa kafaya vermiş tavla oynuyordur.

Son söz yerine Yahya Kemal’in dediği gibi…

“ Evvel giden ahbaba selam olsun erenler…” "
 

Tarih: 11.10.2008 Saat: 11:04 Gönderen: bahtiyar

Kendisi ile tanışmak çok istediğim ama tanışmak kısmet olmayan Hikmet amcanın ağzımız açık seyrettiğimiz cafcaflı Amerikan filmlerine taş çıkaracak hayat hikayesini Teşkilatı Mahsusa görevlisi olarak başından geçenleri Hulusi Üstün den kitaplaştırmasını ve bizimde bu Thamatemizin hayatından kendimize bir pay çıkarabilmemiz adına rica ediyorum .


Nehuşe Bahtiyar
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 12 Ekim 2008 | KÖŞE YAZARI


Circasian Canada
www.circassiancanada.com

KAFDAĞI'NA YOLCULUK VAR

Alper Görmüş
Nokta Dergisi, 17 Haziran 1990

.........

.........

Çerkesler 125 yıl önce, 1864'te anavatanları Kuzey Kafkasya'dan Osmanlı İmparatorluğu'na sürüldüler. Sürgün tarihi Çerkesler için bir bakıma kültürel asimilasyonun da tarihi oldu. Ve Çerkes aydınları uzun yıllar tartıştıktan sonra büyük bir çoğunlukla "ulusal kimliğin" korunmasının tek yolunun "anavatana dönüş" olduğu noktasında birleştiler.

Gönen'e bağlı Üçpınar köyünün son Çerkesleri. Kentleşme ve kentlere göç, eskiden cıvıl cıvıl olan köyün nüfusunu yarıya indirmiş. Köy kahvesinde şimdi gündüz saatlerinde semaver bile kaynamıyor.

 
                    NOT:(Artık Hepsi Hakkın Rahmetine Kavuştu )
                                                   Ergün GÜLDAL

Türk Türkiye'de
Arap Suriye'de
Ve İspanyol İspanya'da

Çerkes Türkiye'de
Çerkes İspanya'da
Ve Çerkes Suriye'de

Bir hata var bu denklemde
Bir hata var.

Ama nerede?

Ergün Yıldız'ın "Problem" başlığını taşıyan bu şiiri, Kafdağı Dergisi’nin Nisan/Mayıs 1989 tarihli sayısında yayımlanmış. "Bir hata var, ama nerede?’’ sorusu ise yalnız o değil, Çerkeslerin hemen hepsi yıllardır soruyor. "Hata", Çerkeslerin yüz yıldan daha fazla süren savaşlar sonunda Çarlık ordularına yenilip, 1864'te Osmanlı İmparatorluğu topraklarına sürülmeleriyle başlıyor. İşte o gün bugündür "Ulusal varlığımızı, dilimizi ve kültürümüzü korumak için ne yapalım?" sorusunu durmaksızın sormuşlar kendilerine. Çerkes aydınları "Türkiye'de kalıp ulusal kimliği tescil mücadelesi verme" ile "Kuzey Kafkasya'ya, anavatana dönme" önerileri arasında uzun yıllar kararsız kaldıktan sonra, fikirlerini giderek netleştirmişler ve nihayet "sürgündün 125. yıldönümü olan 1989'da düzenlenen "Kültür Haftası"nın ardından kesin karar­larını vermişler. Artık "Dönelim mi?" sorusunu değil, "Dönelim, ama nasıl?" sorusunu soruyorlar ve "dönüş" fikrinin kitleselleşmesi yolunda çaba harcıyorlar.

www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 11 Ekim 2008 | ÜÇPINAR
İstanbul'da 11.10.2008 Cumartesi günü Gaziosmanpaşa'da Fatma Altınkaya (Kuyumcu)' da Bayramiç köylülerinin Kadınlar Günü yapıldı. Bu Güne 1-)Münir ALTINKAYA 2-)Münire 3-)Hafize KAYABEY 4-)Hamide KAYABEY 5-)Ayşe CANKURT 6-)Sevinç KUYUMCU 7-)Leyla GÜLDAL 8-)Reyhan MERCAN 9-)Halide MERCAN 10-)Fatma Altınkaya 11-)Nagehan MERCAN Katılmışlardır.

Bu devamlı katılımcılara canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum
. Ayrıca Bandırmalı hanımlarımızıda canı gönülden kutluyorum.
Ergün GÜLDAL



01.11.2008 Cumartesi Günü Hanımlar günü Sevinç KUYUMCU'da olacaktır. Şaban KUYUMCU'nun Ölümünün seneyi devriyesinde Kuran-ı Kerim okunacaktır. Herkese duyrulur.

Yedi Bayramiçli ve Dört tanede Bayramiç gelini. Tablo çok müthiş. Gerçekten İstanbul'da yaşayan Bayramiç Köyünden olan katılamayan Ablalarımızı, akranlarımızı vede Kardeşlerimizi bu hassasiyetlerinden dolayı kutluyorum. Bir araya gelince Dernek kuralım, gece düzenleyelim diye mangalda kül bırakmayanlara atfen yazılmıştır. Anlayana... İsteyenler yorum yapabilirler. Yorumları katılmaya yönelik olursa yardımcı oluruz. Sakın haberimiz yoktu, bizi kimse çağırmıyor diye sakın hayıflanmayın, Lütfen.

Siteden takip edip bize kızanlarada ufak bir hatırlatma yapayım. Amerikadan, Almanyadan ve bilemediğim diğer ülkelerdende sitemizi takip ediyorlar. eminimki o insanlara bir imkan verilse bu tür hanımlar etkinliğine hiç tereddütsüz olarak katılacaklarına eminim.
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (1) | 11 Ekim 2008 | GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
Nalmes Geliyor!...
tigoriy gönderdi. | 11 Ekim 2008
nalmes
nalmes
Ankara Kafkas Derneği'nin organizasyonu ile "NALMES" Ekibi 15 Ekim'den itibaren Türkiye Turnesi yapmak üzere geliyor.

Ayrıntılı Bilgi: Ankara Kafkas Derneği 0 312 222 85 90

www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 11 Ekim 2008 | KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ

KAYABEY KARDEŞLERİN NOSTALJİK RESMİ
Soldan sağa:
1- Hayrettin KAYABEY 2- Kardeşi Hamit KAYABEY 3- Kardeşi Selver KAYABEY








(Merhum)  ŞUAYB HAVUÇ AİLESİNİN NOSTALJİK RESMİ
 ÖN SIRA : 1 - Merhum Şuayb HAVUÇ, 2- yeğeni Orhan SAMSUN
 ARKA SIRA : 1- Baldızı Saime BEYHAN  2- Merhum Kızı Şirin KURAL
ebediyyete intikal edenlere Allah'tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet dileriz.




( Merhum) TAHSİN  MET'in AİLE BOYU NOSTALJİK RESMİ
ÖN SIRA : Kızı Güngör MET' TEN olan kız ve erkek torunları
ORTA SIRA: 1- merhum Tahsin MET, 2- ilk GELİNİ 3- oğlu Osman MET 4- Oğlunun süt kardeşi Hamit KAYABEY 
ARKA SIRA : 1- Kardeşi Merhum Hüsnü MET, 2- kızı Güngör MET 3- Merhum eşi Kadriye MET
        Ebediyyete intikal edenlere Allah'tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet dileriz.


ENVER VE SEVİM KAYABEY'İN NOSTALJİK DÜĞÜN RESMİ
Arka sıra : 1- Enver KAYABEY  2- eşi Sevim KAYABEY
Orta sıra :  1- kuzeni Hamit KAYABEY 2- kuzeni Elmas KAYABEY 3-  kuzeni Mihrinur ŞENOL 
Ön sıra:  yeğenleri Hüseyin YORTANLI ve Sevgi YORTANLI (merhum)


(Merhum) HALÂV İSMAİL ŞENOL'UN AİLE BOYU NOSTALJİK RESMİ
ÖN SIRA : oturanlar 1 -  Halâv İsmail ŞENOL  2- Kayınvalidesi merhum Melgoş NİNE,3- Baldızı merhum Semiha BAĞ 
ORTA SIRA: Ayaktakiler 1- Küçük kızı Bilginur (ŞENOL) DELİCEOĞLU (şapkalı)
2- Küçük oğlu Nurettin ŞENOL, 3- Merhum Eşi Nuriye ŞENOL, 4- Ortanca kızı Mihrinur(ŞENOL) ANKARA, 5- Büyük yeğeni Hafız Fahrettin BAĞ,
ARKA SIRA : Ayaktakiler  1- Büyük oğlu,merhum Hafız Necati ŞENOL, 2- küçük yeğeni merhum Gürol BAĞ, 3- Ortanca oğlu merhum hafız Şerafettin ŞENOL,  4- Büyük kızı merhum Şehriban ŞENOL, 5- Ortanca kızı merhum Aynur ŞENOL


Merhum ŞAZİYE KAYABEYİN YEĞENİ VE EVLATLARI
Soldan sağa :1- Merhum Şaziye KAYABEY'İN küçük evladı
Hamit KAYABEY 2- Merhum Şaziye KAYABEY, 3- Yeğeni Mesude ÇOKAN, 4- Büyük evladı Hayrettin KAYABEY ebediyyet intikal eden Şaziye KAYABEY'E Allah'tan rahmet, evlat ve yakınına sağlık ve afiyet dileriz.

Ebediyyete intikal edenlere Allah'tan rahmet, hayatta olanlarına sağlık ve afiyetler dileriz.

www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (1) | 09 Ekim 2008 | NOSTALJİK FOTOĞRAFLAR
Çerkes Sürgünü: 21 Mayıs 1864 Kafkasya, kuzeyiyle ve güneyiyle tarih boyunca stratejik önemi olan bir coğrafyadır. Bu nedenle de sürekli...
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorumlar (3) | 06 Ekim 2008 | YAŞANMIŞ GERÇEKLER
Merhaba iyi günler Bayramiç köyü web sitesi... Balıkesir Kafkas Kültür Derneği olarak yaklaşık 5 ay önce www.balikesirkafder.com adı altında web sitemizi hizmete açtık.Balıkesir ve civar köy , dernek vb. web sitelerini de sitemizde yayınlıyoruz.Bayramiç köyünün web sitesini de ekleyeceğim şimdi.Sizlerden de istediğimiz web sitenizin herhangi bir yerinde derneğimizin web sitesine yer vermeniz.Derneklerimizin durumu , iletişim kanalları sınırlı , sanal alemden bu eksikliği bir nebze olsun azaltmak istiyoruz... Sizleri ve diğer hemşehrilerimizi de her zaman derneğimize ve etkinliklerimize bekleriz. İyi günler , iyi çalışmalar...

Mesajın geldiği mail: cerkez_mkt@hotmail.com
www.bayramıç1864.c gönderdi. | Yorum Ekleyin | 05 Ekim 2008 | KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ
Ara

MAHMUT MAZHAR BAYRAM

TEVFİK KIZIK
 KAŞİF KANSU

 ŞABAN KUYUMCU

 

BAYRAMİC1864 KÖY  SİTEMİZİN KURUCUSU 

 

KAYMAKAM TEVFİK

    HACI OSMAN    kÖYÜ'nden     SON

UBIH

   TEVFİK ESENÇ

19. DÖNEM BALIKESİR MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN BALYALI

 

Prof. RAMAZAN SEVER

 

YAŞAR AKIN
ŞABAN KARAL
 BASRİ AKYÜZ

  NURETTİN TEKİN

BÜNYEMİN ÖZKAN

BARİK SEVER

 

 

BAYRAMIC 1864.COM BAYRAMIC1864 Kendi kültürünü korumak ve yokolmasını engellemek Köylü Akraba ve Hemşehrileri arasında Birlik ve beraberliği sağlamak için kurulmuş bir internet sitesidir. Hiçbir Vakıf dernek vb kuruluşun yayın organı değildir. Yayınlarında hiçbir siyasi düşünce ve akımın takipçisi olamaz.Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.Sitemizin tüm içeriği kaynak göstermek şartı ile izin alınmaksızın rahatlıkla kullanılabilir.